ana sayfa >meme hastalıkları > meme kanseri > tanı


  anatomi ve epidemiyoloji > risk faktörleri > tanı > evreleme > tedavi > korunma > ender görülen kanser tipleri
  Tanı
Diğer bütün muayeneler gibi meme muayenesi de anamnez (öykü alınması) ile başlar. Anamnez alırken sorulması gerekli olan soruların en önemlileri şunlardır:

  • Şikayetiniz nedir?
  • Şikayetiniz ne zaman başladı?
  • Nasıl fark ettiniz?
  • Daha önce hiç doktor muayenesi veya tetkik yapıldı mı?
  • İlk adet yaşınız nedir?
  • Halen adet görüyor musunuz? Adetleriniz düzenli mi? Şikayetleriniz ile adetler arasında bir ilişki var mı?
  • Menopoza girdiyseniz kaç yaşında?
  • Çocuğunuz var mı? Varsa kaç tane?
  • İlk hamileliğiniz de kaç yaşındaydınız?
  • 1. derece (anneniz, kız kardeşleriniz veya kızlarınız) veya 2. derece yakınlarınızda (teyze, hala, yeğenler) meme kanseri veya yumurtalık kanseri hastası var mı?
  • Daha önce hiç meme biyopsisi yaptırdınız mı? Sonucu nedir?
  • Doğum kontrol hapı veya hormon tedavisi kullandınız mı?
  • Sürekli kullandığınız ilaçlar nelerdir?


Meme kanserinin en sık görülen belirtisi ağrısız bir kitlenin varlığıdır. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri arasında meme derisinde ödem, çekinti ve meme başından kanlı akıntı olması ve meme başının içe doğru dönmesi sayılabilir.

Meme kanserinin tedavisinde başarılı olabilmek için hastalığı erken yakalamak çok önemlidir. Bunun için;
  • Hastalardan iyi bir öykü alınmalı
  • İyi bir fizik muayene yapılmalı
  • Görüntüleme yöntemlerine başvurulmalı (mamografi ve ultrasonografi)
  • Gerekiyorsa biyopsi yapılmalıdır

Önerilen 20 yaşından sonra her ay kadınların meme muayenelerini kendi kendilerine yapmaları, 40 yaşından sonra yılda bir kez doktor muayenesinin yapılması ve uygun görülen görüntüleme yönteminin uygulanmasıdır. Çeşitli risk faktörleri nedeniyle meme kanseri açısından yüksek riskli kabul edilen kadınlarda ise doktor muayenesi ve yıllık izlem daha erken yaşlarda başlamalıdır.

  • Fizik muayene
  • Kendi kendini muayene
  • Görüntüleme yöntemleri
  • Biyopsi

    Biyopsi

    Meme kanseri tanısı fizik muayene, görüntüleme yöntemleri ve biyopsi ile konur. Bu üç yöntemin beraber uygulandığı hastalarda doğru tanı oranı artar. Kanser tanısını koymada özellikle histopatolojik inceleme çok önemlidir. Bu nedenle birçok değişik yöntem tanımlanmıştır:

    İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB)
    Kalın iğne (kor) biyopsisi
    Stereotaktik biyopsi
    İnsizyonel biyopsi
    Eksizyonel biyopsi


    İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB): Yapılması kolay ve ucuz bir yöntemdir. İğnenin içine dokunun kendisi değil, dokudan kopan hücreler  alınır. Sadece bu hücrelerin (sitolojik) incelemesine olanak tanır ve örnek alınan hücrelern iyi veya kötü huylu olduklarını söylenebilir. Deneyimli sitopatologların değerlendirdiği İİAB’nin doğruluk oranı artar.

    Kalın iğne (kor) biyopsisi: Daha geniş çaplı bir iğne yardımıyla yapılır. Meme cildine lokal anestezi uygulandıktan sonra bu işlem gerçekleştirilir. Doku örneği alınabildiği için tümör hakkında daha fazla ve kesin bilgi verir.

    Stereotaktik biyopsi: Meme dokusu içerisinde ele gelmeyen ancak mammografik olarak tespit edilen bazı lezyonların (sıklıkla mikrokalsifikasyonlar) özel bir tel veya iğne ile yapılan biyopsisidir.


    İnsizyonel biyopsi: Geçmişte meme dokusundaki şüpheli kitleden bir parça çıkartılarak yapılan açık cerrahi biyopsidir.Günümüzde terk edilmiştir.

    Eksizyonel biyopsi: Meme dokusu içerisindeki kitlenin hepsinin çıkartıldığı açık cerrahi biyopsidir.İğne biyopsi tekniklerinin gelişmesi nedeniyle, günümüzde tercih edilen bir biyopsi yöntemi değildir.