ana sayfa > meme hastalıkları > meme kanseri > anatomi ve epidemiyoloji


  anatomi ve epidemiyoloji > risk faktörleri > tanı > evreleme > tedavi > korunma > ender görülen kanser tipleri
  Anatomi ve Epidemiyoloji
Anatomi

Meme dokusu her biri ayrı bir kanal ile meme başına açılan 15 - 20 bağımsız bölümden oluşmuştur. Bu bölümlerin arasında ise kas ve destek dokuları, yağ, sinirler, kan ve lenf damarları yer alır. Bu süt kanallarının herbiri ayrı ayrı dikey biçimde meme başına açılırlar.

Kadın memesinde yaşamı boyunca önemli değişiklikler olur. Bu değişiklikler çeşitli hormon ve büyüme faktörlerinin etkisinde gerçekleşir. Ergenlik ile birlikte özellikle östrojen ve progesteronun etkisiyle meme dokusunda büyüme başlar. Bu gelişme 13 - 17 yaşlarında gerçekleşir. Süt salgılamada ise prolaktin hormonunun etkisi önemlidir.

Ergenlikten menopoza kadar kadınlarda adet dönemleri ile ilişkili meme duyarlılığı ve dolgunluk dönemleri olur. Meme dokusunda adetten yaklasık bir hafta once başlayan ve adet boyunca devam eden dolgunluk ortaya çıkar. Menopozdan sonra memede yağ içeriği artıp, meme dokusu azaldığı için bu yakınmalar azalır.

Meme dokusu, özellikle de meme başı duyusal sinirler yönünden çok zengindir. Memenin lenf yollarının büyük bölümü koltuk altındaki lenf bezlerine, çok az bir bölümü ise göğüs boşluğunda yer alan lenf bezlerine giderler. Memenin lenf bezlerinin ve lenf akımının iyi anlaşılması meme kanserinin yayılımının (metastaz) anlaşılması bakımından da önemlidir. Meme kanserinin cerrahi tedavisinde koltuk altı lenf bezlerinin çıkartılması veya örneklenmesi çok önemlidir.

Meme kanseri memenin süt bezlerinden veya kanalcıklarından gelişebilir.


Epidemiyoloji

Meme (göğüs) kanseri kadınlar arasında en sık görülen kanser tipidir. Toplumlar arasında sıklığı farklılık göstermekle birlikte Batı toplumlarında yaşamları boyunca her 8-10 kadından 1’inde meme kanseri gelişeceği bilinmektedir. Tüm meme kanserlerinin sadece %1’i erkeklerde görülür.

Meme kanseri görülme sıklığında son 50-60 yılda ciddi artışlar olmuştur. Bunun bir nedeni risk faktörü olarak kabul edilen bazı koşullardaki değişimlerdir(örneğin çocuk doğurma yaşının ileri yaşlara ertelenmesi gibi). 1980’li yıllardan sonra meme kanseri erken tanısı için tarama muayene ve mammografilerinin uygulanması ile meme kanseri tanısı daha erken evrelerde konabilir olmuştur.

Meme kanserinin görülme sıklığındaki artışa rağmen, tanı ve tedavi alanındaki gelişmeler sonucunda meme kanserine bağlı ölüm oranları giderek azalmaktadır.

Tüm meme kanserlerinin %10-15’i ailesel iken %85-90’ı aile öyküsü olmayan kadınlarda ortaya çıkar.